Türk Hukukunda işçi ve işveren hakları 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanunun düzenlenmesinde Türkiye’nin taraf olduğu bir çok uluslararası konvansiyon da etkili olmuştur. İş Kanunu’nda süreli fesih ve haklı nedenle derhal fesih olmak üzere iki tür feshe yer verilmiştir. Haklı nedenle derhal fesih, belirli nedenlerin ortaya çıkması sonucunda sözleşmeyi sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek olan tarafın sözleşmeden kurtulmasına imkan sağlamaktadır.

İşverenin haklı nedenle fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiştir. İşverenin, belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilmesi için gerekli haller kanunda belirtilmiştir.

Bu hallerden ilki sağlık sebeplerinin bulunmasıdır. İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi sağlık sebeplerindendir. İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda, işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre İş Kanunu’nun 17. Maddesindeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre İş Kanunu’nun 74. maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücretlendirilme yapılmaz

İkinci hal ise ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri hallerdir. İş sözleşmesi akdedildiği sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması; işçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması; işçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması; işçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama hallerindendir.

Bunun yanında; işçi işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması; işçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi; işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi; işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi; işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması diğer ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama hallerindendir.

İşçiyi, işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması veya işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın İş Kanunu’nun 17. maddesindeki bildirim süresini aşması da işveren tarafından haklı nedenle derhal fesih hallerindendir.

Sonuç olarak haklı nedenle derhal fesih, iş sözleşmesini ihbar önellerinin dolmasını beklemeksizin derhal sona erdiren ve hukuki dayanağını doğruluk ve dürüstlük kuralında bulan bir fesih türüdür. İşveren tarafından iş sözleşmesinin derhal feshi halinde, işçi tarafından bir hukuki uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulması halinde, feshe neden olan olgunun haklı neden niteliği taşıyıp taşımadığı, hakim tarafından takdir edilmektedir. Burada; kanun değişikliği ile resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe arabulucuya başvurma zorunluluğunu da belirtmek gerekir. İş Mahkemeleri Kanunu’nda yapılan değişiklik ile 1.1.2018 tarihinden itibaren bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir.

Av. Efe Ülken

info@ulken.av.tr

Click edit button to change this text.