Ülkemizde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu ve buna ilişkin olarak son dönemde sıklıkla duyduğumuz karşılıksız çek konusundaki yasal düzenlemelere değinmeden önce, bankacılık sektörünün doğuşu ve çeklerin kullanılmaya başlandığı döneme bir yolculuk yaparsak, bankaların ortaçağda Vatikan’a bağlı kiliselerin kutsal topraklara yapılan seyahatlerde hacı adaylarının kıymetli eşyalarını korumak amacı ile zamanın ihtiyaçları gereğince doğmuş kuruluşlar olduğu bilinmektedir. Elbette zamanla gelişen ticaret ağı da yeni bankacılık ürünlerini de beraberinde getirmiştir. Uzak bir şehre ticari iş için giden bir tacirin gittiği yerde kendini tanıtabilmek için kendi şehrindeki tanınmış ve güvenilir bir kişiden mektup almasının bankacılık hizmetlerinden “teminat mektubu”nun ortaya çıkışının başlangıcı olduğu söylenir. Modern bankacılığın tarihte ilk kez Mezopotamya’da başladığı bilinmektedir. İkinci yüzyıl itibariyle kefalet karşılığı kredi işlemleri yapılmış, bununla birlikte sermaye ve bankalardan sağlanan finansmanlar için tahvillerçek ve kambiyolar kullanılmaya başlanmıştır. Süreç içerisinde birçok banka kurulmuş ve çeşitli nedenlerle kapanmıştır. Günümüzde faaliyetlerini sürdüren dünyanın en eski bankası 1472 yılında İtalya-Siena’da Monte Di Penta olarak kurulan Banca Monte dei Paschi di Siena’dır.

Günümüzde tacirler arası işlemlerde sıklıkla kullanılan kıymetli evrak niteliğine sahip bir kambiyo senedi olan çek, bir bankaya hitaben yazılmış ve Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre düzenlenmiş bir ödeme biçimidir. Karşılıksız çek ise bankada nakit karşılığı bulunmayan çektir.

Yürürlükte bulunan 5941 Sayılı Çek Kanunu’na göre çek bir ödeme aracı olmaktan uzaklaşmış, bono gibi kullanılan bir kıymetli evrak haline gelmiştir. Türkiye’de çekin karşılığının hesapta bulundurulmaması halinde cumhuriyet savcılıkları tarafından “çek düzenleme yasağı” ve “çek hesabı açma yasağı” yaptırımları uygulanmaktadır. Hapis cezası yaptırımının olmaması, karşılıksız çek sayısında ciddi şekilde artışa neden olmuş ve piyasalarda çeke olan güven azalmıştır. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre Parasal tutarı 13 milyar TL olan 385 bin adet çeke, 2016 yılının ilk yarısında karşılıksız işlemi yapılmıştır. Aynı dönemde, karşılıksız işlemi yapılan 1,8 milyar TL tutarındaki 64 bin adet çek, daha sonra ödenmiştir.

Çek hukuku ile ilgili ülkemizdeki son gelişmelere baktığımızda piyasaların ihtiyacı doğrultusunda “karşılıksız çek” konusunda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Yasa koyucu tekrar mevzuat değişikliği çalışmaları yapmaya başlamış ve Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hazırlanmıştır (Bkz. http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0728.pdf). Bu tasarı 15 Temmuz 2016’da TBMM’de kabul edilmiştir.

Tasarı, birçok kanunda değişiklikler öngörürken çekle ilgili değişiklikler yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılarak düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle çekin unsurlarına iki adet yeni unsur daha eklenmiştir. Buna göre “banka tarafından verilen seri numarası ve kare kod”da çekin unsurlarına eklenmiştir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliğinin çekin kambiyo senedi vasfını etkileyecek olması, icra hukuku açısından da önemli bir değişikliği beraberinde getireceği görüşündeyiz.

Tasarıya göre karşılıksız çek keşide etmek adli para cezasını gerektiren suç olarak tanımlandığı için, çek hesabı açtırmak isteyenler bankaya adli sicil kaydı da sunacaklar. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamayacaklar. Ancak hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam edecek.

Kanuni süresinde ibraz edilen çekle ilgili karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin 500 güne kadar adli para cezasına hükmolunacak. Hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacak. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına, bu yasağın bulunması halinde yasağın devamına hükmedecek. “Hızlı yargılama” olarak öngörülen düzenlemeye göre Asliye Ceza Mahkemesi’nde olan yetki İcra Ceza Mahkemeleri’ne veriliyor. Cumhuriyet Savcılığı’nca iddianame düzenlenmeyecek. Şikayetçi tarafından doğrudan icra ceza mahkemesine verilen dilekçeyle yargılama yapılacak. Mahkemenin kararlarına itiraz için Yargıtay yerine İstinaf Mahkemeleri’ne başvurulacak. Adli para cezası kesinleştiği takdirde dosya savcılığa gönderilecek. Savcılık, sanığa adli para cezasını 30 gün içinde ödemesi için ödeme emri gönderecek.  Adli para cezası ödenmez ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan kamuya yararlı işte çalıştırma yaptırımı uygulanmadan doğrudan hapis cezasına çevrilecek.

Yeni düzenlemeler cezai yaptırımların artırılması dolayısıyla tacirlerin finansal planlamalarında daha dikkatli olmaları açısından önem teşkil ediyor. Her ne kadar mali suçtan ötürü hapis cezası yaptırımının uygulanabilecek olması tartışmalı bir konu olsada, hızlı hareket gerektiren ticari faaliyetlerde çeke olan güvenin artması ve çekin tahsil edilebilirliği açısından, karşılıksız çek konusunda isabetli düzenlemelerin tasarıda yer aldığı görüşündeyiz.

Av. Efe Ülken

info@ulken.av.tr