GİRİŞ

Koronavirüs (Covid-19) salgınının dünyada yayılması ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” olarak nitelendirilmesi ile birlikte tüm dünyada ve Türkiye’de özel ve kamu sektöründeki kuruluşlar ve şirketlerce virüsün etkilerini en aza indirme amaçlı sosyo-ekonomik tedbirler alınmaya başlanmıştır. Covid-19 salgını ile mücadele ve bulaş riskini azaltmak adına önleyici tedbirler kapsamanda özel sektörde birçok işyerinin faaliyetleri tamamen durdurulmuş veya sınırlandırılmış ya da uzaktan çalışma yöntemine geçilmiştir.

 

Covid-19 salgını ile birlikte, çalışanları Covid-19 salgın hastalığına yakalanmasının iş kazası veya meslek hastalığı niteliği taşıyıp taşımayacağı konusu da tartışılmaya başlanmıştır.

 

I.HUKUKİ DÜZENLEMELER

I.1. İş kazası ve meslek hastalığı tanımı 5510 Sayılı kanun ve 6331 sayılı kanunlarda yapılmıştır. İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

I.2. İş kazası ve meslek hastalığı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 3. Maddesinde de aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır;

g) İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı,

l) Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı, ifade eder.

 

I.3. Sosyal Güvenlik Kurumu 2020/12 sayılı Genelgesi ile Covid-19 salgınını iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında saymamıştır. Genelgede ‘… COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerekmektedir.’’ Denilmektedir.

SGK, söz konusu genelge ile COVID-19’u iş kazası veya meslek hastalığı değil hastalık olarak kabul edilmiştir.

I.4. Yargıtay kararlarında ise iş kazası tanımı geniş olarak yorumlanmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına bakıldığında; işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle bulaştığı anlaşılan virüse bağlı ölüm ve hastalık hali iş kazası olarak kabul edilmektedir. Yargıtay uygulamalarından yola çıkarak, işçinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle bir hastalığa yakalandığının tespit edilmesi durumunda söz konusu olay iş kazası/meslek hastalığı olarak değerlendirilebilecek ve işveren sorumlu tutulabilecektir.

Uzaktan çalışma düzenlemesinde de işçilerin evlerinde görevlerini ifa ettikleri sırada iş ile ilgili olarak kaza geçirmeleri halinde, söz konusu kaza evde gerçekleşmiş olsa dahi iş kazası olarak kabul edilecektir.

Yargıtay’ın yerleşik kararları karşısında SGK genelgesi dikkate alındığında Covid-19 salgın hastalığına yakalanan çalışan için salgının iş kazası veya meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı konusunda belirsizlikler yaşanacağı öngörülmektedir. Ayrıca, Covid-19 hastalığının bulaşma zamanı ve yerinin tespitinin güçlüğü dikkate alındığında bu konuda yapılacak tespitlerin oldukça zor olacağı da bir gerçektir. Tüm bu zorluklara rağmen işçinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle Covid-19 salgın hastalığına yakalandığının tespit edilmesi durumunda iş kazası/meslek hastalığı olarak kabul edilmesinin hukuka uygun olacağı görüşündeyiz.

Henüz Covid-19 salgını sebebi ile yargılama süreci sonunda verilmiş bir karar olmamakla birlikte, tespiti ve ispatı zor olan bu hususta işçi ve işverence yaşanacak sorunların önüne geçmek amacıyla, iş yerlerinde gerekli önlemlerin alınarak, işçilere gerekli eğitimlerin verilmesi ve yeterli sayıda kişisel koruyucu donanımların tedarik edilerek bu donanımların uygun bir şekle kullanılıp kullanılmadığının düzenli denetimlerinin yapılması gereklidir.

II.İŞVEREN AÇISINDAN DEĞERLENDİRME

II.1. İşverenlerin işyerlerinde birçok sorumluluğu bulunmakta ve işverenin gözetim yükümlülüğü ise bu sorumluluklarının başında gelmektedir. İşverenin gözetim yükümlülüğü kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması zorunludur. Farklı risk grubunda yer alan iş yerlerinde, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda göstermesi gereken özen ve alınacak tedbirler de değişmekte ve işin tehlikesi ölçüsünde artmaktadır.

II.2. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işverenin genel yükümlülüğünün düzenlendiği 4. Maddesinde işveren tarafından alınması gereken önlemler sayılmıştır.

İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz

Kanunun 4. Maddesinde dikkati çeken unsur ise risk değerlendirme kavramıdır. Risk ve Risk değerlendirme kavramı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 3. Maddesinde tanımlanmıştır.

o) Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini,

ö) Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar

Covid-19 salgın hastalığının bulaşma hızı ve ölüm oranları gerçekliği karşısında, işverenin hukuki ve cezai sorumlulukları da dikkate alındığında işyerlerinde risk analizi ve değerlendirmesi ile bu analizler sonucunda gerekli tedbirlerin alınması hususunun önemini tekrar vurgulamak gerekmektedir.

III. İŞÇİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME

III.1. İşçilerinde iş yerlerinde ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalma durumunda bu durumu işverene bildirme ve gerekli önlemlerin alınmasını talep ve bu önlemler alınmadığı takdirde çalışmaktan kaçınma hakları vardır. Çalışmaktan kaçınma hakkı İs Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 13. Maddesinde düzenlenmiştir.

 (1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

(2) Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

(4) İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

İşçiler gerekli önlemler alınmadığı takdirde Yasanın 13/4. maddesindeki düzenlemeye dayanak alınarak is sözleşmelerini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca haklı nedenle feshetme hakkına da sahiptir.

Yaşanan “pandemi” sürecinde, gerekli önlemlerin alınıp, uygulanması ve devamlılığının sağlanması adına işveren ve işçi üzerine önemli ödevler düşmektedir.

III.2. Covid-19 salgını halen etkisini sürdürmekte olup iş yerlerinde işçinin Covid-19 salgın hastalığından korunmasına yönelik iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması temel zorunluluk haline gelmiştir. Bu konuda T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve T.C. Sağlık Bakanlığı resmi sitesinde rehber sunum ve bilgilendirme metinleri ile farklı risk grubunda yer alan iş yerlerinde uygulanacak yeni tip koronavirüs salgınından korunmaya yönelik kontrol listeleri ile iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin işyerlerinde aldıracağı tedbirler yayınlanmaktadır.

İşverenin kanundan doğan sorumluluğu kapsamında, işçilerin Covid-19 ve Covid-19’dan korunma yolları hakkında bilgilendirilmeleri, karantina sürelerine uyulması, iş yerinde çalışanlar için dezenfektanların temini, maske ve eldiven temini ve kullandırma zorunluluğu, işyerlerinde dezenfektasyon çalışmaları yapılması, vb. önlemlerin alınması gerekmektedir. İşveren Kanun’dan doğan yükümlülüklerine aykırı hareket eder ise hem cezai hem de hukuki sorumlulukları doğacaktır.

SONUÇ

İş yerlerinde Koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadelede, işverenlerin yasalarla belirlenen gözetim yükümlülüğü kapsamında İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı uyarınca alması gereken birçok önlem bulunmaktadır. Alınacak bu önlemler ile salgının bulaş riskinin azaltılması amaçlanmakla birlikte, ticari hayatın devamlılığının sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. İşçinin Covid-19 salgın hastalığına, işveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle yakalandığının tespit edilmesi durumunda iş kazası olarak kabul edileceğinden işverenin sorumluluğunun doğacağı, hukuki ve cezai yaptırımlarla karşılaşacağı açıktır.

– Bu doküman Türkiye’de hukuk alanındaki gelişmeleri paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki bir görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir. Özel sorular bakımından hukuki danışman görüşü alınmalıdır.

www.ulken.av.tr

 

– © 2020 Ülken Hukuk Bürosu

PDF