GİRİŞ

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Pandemi olarak ilan edilen Coronavirüs (Covid-19),  dünyanın birçok ülkesine yayılmış, ekonomik yönden tüm dünyada etkilerini giderek artırmış ve çalışma hayatını etkilemiştir. Birçok ülke çalışma hayatının sürdürülebilirliğini sağlamak için düzenlemeler yapmak durumunda kalmıştır. Türkiye’de de bu kapsamda 18.03.2020 tarihinde Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan Koronavirüs Değerlendirme Toplantısı sonrasında da bir takım düzenlemeler açıklanmıştır. Devamında yasama organı ve Cumhurbaşkanlığı tarafından da yasal düzenlemeler yapılmış bir çok kanun değişikliği yürürlüğe konulmuştur.

Her ne kadar yolcu taşımacılığı, turizm gibi sektörler salgından çok daha fazla etkilenmiş olarak görünse deo da, iş dünyasının genelinde bir belirsizlik söz konusudur. Bu belirsizlik ortamında, kriz yönetiminde dirençli yönetim kurullarının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu noktada Coronavirus’ün (COVID- 19) şirketler üzerindeki etkilerinin en aza indirilebilmesi için, şirket yönetiminde önem arz eden temel hususlara dikkat çekmeye gerek görülmüştür.

 I. Yetkili Kurumların Coronavirus (Covid-19) (“Salgın hastalık”) ile İlgili Açıklamaları Yakından Takip Edilmelidir

Semptomlarını dahi göstermeden bir başka kişiye bulaşabilme özelliği taşıyan salgın hastalık hızla yayılabilmektedir. Bunun sonucu olarak yukarıda da belirttiğimiz gibi hem ulusal hem de uluslararası olarak salgın hastalığa karşı alınan gereken önlemler ve uygulamalar sürekli olarak yenilenmekte ve kanun değişiklikleri yapılmaktadır.

Şirket yönetimlerinin kendi sektörlerini, altyapılarını ve organizasyonlarını dikkate alarak risk değerlendirmesi yapmaları ve en kısa sürede etkili bir aksiyon alabilmesi için, salgın hastalık ile ilgili son gelişmelere ilişkin yetkili otoritelerin açıklamalarını yakından takip etmesi büyük önem arz etmektedir.

II. İşyerinde Gerekli Önlemler Alınmalıdır

Salgın hastalık, şirketlerin iş yerleriyle ilgili birtakım önemli değişiklikler yapmasını da gerekli olduğunu göstermiştir. Bu süreçte çalışma alanı ile ilgili öncelikli olarak atılması gereken adımlar şunlardır:

  • Hastalık hakkında çalışanlara yeterli bilgilendirmeler yapılmalı, çalışanların ellerini dezenfekte edebilmeleri için kolay erişebilecekleri noktalarda dezenfektan bulundurulmalıdır.
  • İşyeri hekimliği aracılığıyla salgın hastalığın semptomları bilgi sahibi olunmalıdır. Ve bu bilgiler ile çalışanların risk değerlendirilmesi yapılmalıdır.
  • İşyerine girişlerde ateş ölçümü vb. tedbirler alınması halinde, sağlık verilerinin işlenmesi sebebiyle, kişisel verilerin korunması mevzuatı kapsamında doğabilecek riskler hakkında değerlendirme yapılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
  • İş seyahatleri olabildiğince ertelenmelidir.
  • Toplantı ve iş yürütme esnasında mümkün oldukça video konferans yöntemi uygulanmalıdır.
  • Çalışanlar arasında hastalığın yayılımını önleyebilmek adına mümkünse uzaktan çalışma düzenine geçilmelidir. İş sürekliliğinin aksamaması için ve bilgi güvenliği riskleri karşısında şirketin evden çalışma için gerekli sisteme sahip olduğundan emin olunmalıdır.
  • Evden çalışma uygulamasına geçilmediyse; çalışanların işyerlerine ulaşım yollarındaki risklen belirlenmelidir.

III. Şirket Yönetim Kurulları Uzaktan Toplantı ile Karar Alma Yoluna Başvurmalıdır

Türk Ticaret Kanunu’nun 1527. Maddesine göre;

“Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede düzenlenmiş olması şartıyla, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu ve müdürler kurulu tamamen elektronik ortamda yapılabileceği gibi, bazı üyelerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım üyelerin  elektronik  ortamda  katılması  yoluyla  da  icra edilebilir. Bu hâllerde Kanunda veya şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülen toplantı ile karar nisaplarına ilişkin hükümler aynen uygulanır.”

Toplantının yapılabilmesi için gerekli alt yapı mevcut ise, yönetim kurulu üyelerinin elektronik ortamda yapılan toplantılara katılma, bu toplantılarda görüş açıklama ve oy verme gibi işlemleri fiziki ortamda yapılan toplantılardaki bütün sonuçlarını aynen doğuracaktır.

Yönetim kurulu üyelerinin alınan kararları elektronik imza ile imzalama imkânı da bulunmaktadır. Bunun için şirketin internet sitesi ve elektronik alt yapısının bu amaca uygun olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Esas sözleşmesinde elektronik ortamda yönetim kurulu toplantısı yapılmasına yönelik bir düzenleme bulunmayan şirketlerin elektronik ortamda kurul yapılmasına izin verilmemektedir. Ancak Ticaret Bakanlığı tarafından Coronavirüs kapsamında yapılan düzenlemelere ilişkin yapılan bir açıklama ile esas sözleşmesinde hüküm bulunmayan şirketlerin de alt yapı olarak Merkezi Kayıt Kurulu desteği ile bu imkândan faydalanabilmeleri sağlanmaya başlanmıştır.

Şirket yönetiminin düzenli olarak toplanarak gerekli kararları alabilmeleri salgın hastalık sürecinde önem arz etmektedir. Salgın hastalığın etkisi devam ettiği sürece yönetim kurulları ihtiyaç duydukları kararları alabilmek için mevzuata uygun olması şartıyla elektronik ortamda toplanmayı ve karar almayı tercih edebilirler.

IV. Mal Tedarik Yönetimi Gözden Geçirilmelidir

Salgının şirketler üzerindeki en olumsuz etkilendirinden biri de şirketlerin mal tedarikleri hususunda gerçekleşmektedir. Bu süreçte stok miktarları iyi ayarlanmalı ve farklı senaryolara göre tedarik zincirlerindeki bozulmaları telafi edebilecek kaynaklar tespit edilmelidir.

V. Şirket Finansal Planlaması ve Finsansal Yapısı Gözden Geçirilmelidir

Şirket yönetim kurulları salgın öncesi dönemde öngörmüş oldukları gelir ve gider bütçelerini gözden geçirmelidir. Salgın hastalığın etkisinin artmasıyla birlikte ekonomik durdunluk hissedilebilecek yukarıda da belirtildiği gibi tedarik zincirinde bozulmalar ortaya çıkabilecektir. Bununla birlikte nakit akışlarının düzensiz seyretmesi ve bazı sektörlerde beklenilen seviyelerin altında kalması söz konusu olabilecektir. Bu süreçte finansal planlamalara ilşkin aşağıdaki adımlar atılabilir:

  • Finansman ihtiyaçları karşılanırken, banka ya da diğer üçüncü kişilere borçlanmak yerine hissedarlara borçlanma yöntemi tercih edilebilir.
  • Salgın hastalığın etkisi devam ettiği sürece nakit akışının belirsiz olması nedeniyle, şirketin yükümlülüklerini ağırlaştırabilecek büyük yatırım projeler ertelenerek daha çok kısa vadeli hedeflere odaklanılabilir. Bu dönemde şirketin birincil hedefi şirketin mevcut performansının devam ettirebilmesi olarak değerlendirilebilir.
  • Şirket varlıkları likidite esasına göre yeniden tespit edilerek acil nakit ihtiyacı halinde paraya hızlıca çevrilebilecek varlıklar tespit edilebilir.
  • Kar eden şirketler, dönem karlarını hissedarlara kar payı olarak dağıtmak yerine tedbiren şirkette tutarak gerektiğinde bu parayı şirket borçlarını ödemek için kullanabilir.
  • Hızlı bir raporlama ağı oluşturularak ve düzenli olarak bu raporlar üzerinden şirketin nakit akışı takip edilebilir.
  • Türk Ticaret Kanunu 376. daddesindeki düzenlemeye göre;

 “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

 Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.”

Bu noktada yönetim kurullarına getirilen özel yükümlülükler bulunduğu gözardı edilmeden faaliyetler yürütülmeli şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılayamadığına (borca batıklık) dair şüpheler var ise, şirket aktiflerinin, hem işletmenin devamlılığı hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden, bir ara bilançosunu çıkartmalıdır. Çıkartılan bilançodan aktiflerin pasifleri karşılamaya yetmediği anlaşılırsa şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesine iflas başvurusunda bulunulabilir.

 VI. Sözleşmeler (İfa Edilemeyen Borçlar) Bakımından Hukuki Desteğe Başvurulmalıdır

Coronavirus (Covid-19) salgınının doğurduğu olumsuzluklar nedeniyle, şirketlerin akdetmiş oldukları sözleşmelerden kaynaklanan borçlarını ifa etmekte güçlük yaşamaları söz konusu olabilir.

Bu noktada değerlendirilmesi gereken önemli olan husus, salgınının sözleşmeler yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek “mücbir sebep”, “ifa güçlüğü” veya “ifa imkânsızlığı” niteliğinde olup olmadığıdır. Salgın hastalık nedeniyle bu hukuki nitelemenin yapılması gerekecektir. Hukukçulardan profesyonel destek alınması yerinde olacaktır. Ayrıca bundan sonraki süreçte taraf olunacak sözleşmelerde, salgın halinde sözleşmeden kaynaklanan borçların akıbetinin ne olacağının da açık bir şekilde düzenlenmiş olduğundan emin olunmalıdır.

 VII. Coronavirus (Covid-19) Kapsamında Gerekli Önlemlerin Alınmaması Halinde Yönetim Kurulu Üyelerinin Olası Sorumluluğuna İlişkin Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu’nun 369. Maddesine göre;

“Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.”

Yönetim kurulu üyeleri bu salgın hastalık sürecinde de şirkete karşı olan özen ve bağlılık yükümlülüğüne uygun bir şekilde hareket etmekle sorumludur. Yönetim kurulu üyelerinin bu yükümlülüklerine uygun hareket etmemeleri şirket malvarlığında azalmaya yol açacağından, dolaylı olarak şirketin hissedarlarının ve şirketin alacaklılarının zarara uğramalarına sebep olacaktır.

SONUÇ

Şirket yönetim kurulları tarafından gerekli önlemlerin alınmamış olması halinde, yönetim kurulu üyelerinin; hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olabilecekleri görüşündeyiz.

– Bu doküman Türkiye’de hukuk alanındaki gelişmeleri paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki bir görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir. Özel sorular bakımından hukuki danışman görüşü alınmalıdır.

– © 2020 Ülken Hukuk Bürosu

PDF