GİRİŞ

Dünya Sağlık Örgütü̈ tarafından pandemi olarak ilan edilen Coronavirüs (Covid-19), dünyanın birçok ülkesine yayılmış, ekonomik yönden tüm dünyada etkilerini giderek artırmış ve çalışma hayatını etkilemiştir. Birçok ülke çalışma hayatının sürdürülebilirliğini sağlamak için düzenlemeler yapmak durumunda kalmıştır. Türkiye’de de bu kapsamda 18.03.2020 tarihinde Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan Coronavirüs Değerlendirme Toplantısı sonrasında da birtakım düzenlemeler açıklanmıştır. Ardından pandeminin etkisiyle birçok hukuki düzenleme yapılarak sektörlere yönelik tedbirler alınmak durumunda kalmıştır.

Coronavirus (Covid-19) nedeniyle tüm dünyada seyahatler durma noktasına gelmiş, çalışanlarını iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gözetim borcu bulunan taşımacılık şirketleri taşıma sürelerine riayet edemez hale gelmişlerdir. Bu nedenle taşımacılık sektöründeki sözleşmelerde mücbir sebep hususunda değerlendirmeler yapılmaya başlanmıştır. Bu hususta taşıma sözleşmesinin tabi olduğu hukuk sistemine, sözleşmedeki mücbir sebep hükümlerine ve fiili duruma göre değerlendirme yapmak gerekecektir.

Deniz taşımacılığında operasyonların planlandığı gibi yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Salgın nedeniyle gemilerde, limanlarda kargolar ile ilgili gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve gemi adamlarının iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uluslararası konvansiyonlara uygun olarak işlerini yürütmelerini sağlamaları gerekmektedir.

I.TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNDE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER VE HUKUKİ İŞLEMLER YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

I.1. Deniz yoluyla taşımalara ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 1188. maddesine göre;

“Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç̧ tesliminden dolayı taşıyana karsı her türlü̈ tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.”

 Hava taşımalarına ilişkin Montreal Konvansiyonu’nun 35. maddesine göre;

“Eğer bir dava, varış̧ yerine ulaşma tarihinden ya da hava aracının ulaşmış̧ olması gereken ya da taşımanın durdurulduğu tarihten itibaren hesaplanan iki (2) yıllık bir süreç̧ içerisinde açılmazsa, hasara dair haklar geçersiz olacaktır.”

 Uluslararası karayolu taşımacılığında koşulları standardize ederek taşıyıcının sorumluluklarını belirleyen Convention Marchandise Routier (“CMR”)’nin 32. Maddesine göre;

“Bu anlaşma gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kotü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kotü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır.

 Yurtiçi kara taşımalarına ilişkin TTK’nin 855. maddesindeki düzenlemeye göre;

Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar.

I.2. Coronavirus (Covid-19) kapsamında alınan tedbirler kapsamında kanun düzenlemesi yapılarak 23.03.2020 tarihinde 7226 sayılı kanun yürürlüğe girmiştir. Kanundaki düzenlemeye göre;

“Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,

b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur…”

Kanundaki düzenlemeye göre zamanaşımı ve hak düşürücü süreler 30.04.2020 tarihine kadar durmuştur. Bu süre, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı tarafından altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilecek ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltılabilecektir.

Kanundaki düzenleme ile birlikte hak düşümü ve zamanaşımı süreleri durdurulmuştur.

 

II.TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNDE HASAR BİLDİRİM SÜRELERİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

II.1. Salgın hastalık nedeniyle iletişim kanallarının sınırlı hale gelmesi, iş yürütme yönteminde de değişikliklere sebep olmuştur. Taşımacılık sektöründe yükte hasarın ortaya çıktığı hallerde bunların bildirim sürelerine ilişkin bir hukuki değerlendirme yapılması gerekmektedir. Öncelikle taşıma modelleri özelinde bildirim sürelerine bakıldığında Deniz taşımalarına ilişkin, TTK’nin (“TTK”) 1185. maddesine göre;

·         Ziya ve hasarın açıkça görülebildiği hallerde en geç̧ gönderilene teslim anında yazılı olarak;

·         Diğer hallerde eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde;

·         Gecikme halinde ise, gönderilene teslim tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış̧ (60) gün içinde;

Hasarın bildirilmesi gerekmektedir

Hava taşımalarına ilişkin, Montreal Konvansiyonu’nun 31. maddesine göre;

·         Teslim almaya yetkili şahıs hasarın fark edilmesinden sonra derhal;

·         Kontrol edilen bagajlar bakımından teslim tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde;

·         Kargolar bakımından teslim tarihinden itibaren on dört (14) gün içerisinde;

·         Gecikme halinde ise bagaj ya da kargonun alıcının kullanımına verilmiş̧ olması gereken tarihten itibaren yirmi bir (21) gün içerisinde;

Hasarın bildirilmesi gerekmektedir.

Uluslararası karayolu taşımacılığında CMR’nin 30. Maddesine göre;

·         Hasar, zarar ve ziyanın açıkça görülebildiği hallerde teslim anında;

·         Diğer hallerde ise teslimi takip eden yedi gün içerisinde (pazar günleri ve resmî tatiller hariç̧) yazılı olarak;

·         Gecikme halinde ise alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki yirmi bir (21) gün içinde;

Hasarın bildirilmesi gerekmektedir.

Yurtiçi kara taşımalarına ilişkin, TTK’nin 889. maddesindeki düzenlemeye göre;

·         Hasar, zarar ve ziyanın açıkça görülebildiği hallerde en geç̧ teslim anına kadar;

·         Diğer hallerde ise teslimden sonraki yedi gün içerisinde;

·         Gecikme halinde ise teslimden itibaren yirmi bir (21) gün içinde;

Hasarın bildirilmesi gerekmektedir.

 

II.2. Yukarıda belirttiğimiz kanun düzenlemesine göre bildirim sureleri de durdurulmuştur. Ancak bu bildirim sürelerinin durup durmadığının ayrı ayrı her bir taşıma özelinde değerlendirilmesi gerektiği görüşündeyiz. Örnek olarak taşıma sürecinin tamamlanması ve yükün teslimi halinde, bildirim yükümlülüğünün kanundaki düzenlemeye istinaden ertelenmesi (bildirim sürelerinin durmasından yola çıkarak) hakkın kötüye kullanımı durumunu ortaya çıkarabilecektir. Yük ilgililerinin kanunda ve konvansiyonlarda belirtilen sürelere uymaları sürecin devamında ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlıklar bakımından önceden tedbirli olmaları noktasında önem taşımaktadır.

 

III. DENİZ YOLU İLE TAŞIMA SÖZLEŞMELERİNİN MÜCBİR SEBEP YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

III.1. Coronavirus (Covid-19) salgını taşıma sözleşmelerini (çarter parti) etkilemiştir. Bu etkilere ilişkin hukuki değerlendirme sözleşmeye uygulanacak hukuka göre yapılmalıdır. Bilindiği üzere İngiliz Hukuku’nda mücbir sebep, yalnızca ilgili sözleşmede açıkça tanımlanmış̧ ise kabul edilebilmektedir.

TTK’nin 1179. maddesindeki düzenlemeye göre;

“…Taşıyanın veya adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyan sorumlu değildir. Taşıyanın veya adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğini ispat yükü, taşıyana aittir…”

Coronavirus (Covid-19) salgını bu kapsamda taşıyanın kastından veya ihmalinden de söz edilemeyebilecektir. Bunun yanında TTK m.1182/1- b maddesine göre;

“(1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: …

b) Harp olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının hareketleri, yetkili makamların emirleri veya karantina sınırlamaları…”

Bu kapsamda, kanun hükümlerine istinaden taşıyan sorumlu tutulamayacaktır. Taşıyana yüklenebilecek bir kusur varsa eğer, taşıyan kusuru sebebiyle oluşan zarardan sorumlu olacaktır.

Türk hukuku bakımından sözleşmede mücbir sebebe ilişkin bir düzenleme olmasa bile, şartları varsa Türk Borçlar Kanunun (“TBK”) 136. maddesinde düzenlenen ifa imkânsızlığı, 137. maddesinde düzenlenen kısmi ifa imkânsızlığı ve 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü hükümleri uygulanabilecektir.

III.2. Coronavirus (Covid-19)’un etkisiyle birlikte; gemi malikleri, donatan veya kiracıları ile çartererler bir yandan salgının yayılma ihtimalini ve etkilerine karşı önlemleri almak amacıyla makul çözümler aramaya başlamışlardır. Çarter partilere salgın hastalığa karşı bir kloz eklenebilecektir. Baltic and International Maritime Council (“BIMCO”), 2015 yılında yolculuk ve zaman çarterleri için bu gibi durumlar için iki ayrı kloz hazırlamıştır. Bu hususta BIMCO klozlarından da faydalanabilecektir.

 IV. GECİKMELERİN DENİZ YOLU TAŞIMA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİ

IV.1. TTK’nin 1222. maddesine göre;

“(1) Yolculuğun, bu Kanunda öngörülenler dışında bir tabiî olay veya umulmayan diğer bir hâl yüzünden başlamadan veya başladıktan sonra gecikmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerini değiştirmez; meğerki, bu gecikme yüzünden sözleşmenin belli amacı kaybolmuş olsun. Bununla beraber, umulmayan hâlden kaynaklanan ve mevcut şartlara göre uzunca bir zaman süreceği anlaşılan gecikmelerde, taşıtan, gemiye yüklenmiş olan eşyayı rizikosu ve gideri kendisine ait olmak ve zamanında tekrar yüklemek şartıyla yeterli ve uygun bir teminat göstererek boşaltmaya yetkilidir. Taşıtan, yüklemenin yeniden yapılmaması hâlinde navlunun tamamını ödemek ve boşaltmanın sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır.

(2) Gecikmenin bir kamu tasarrufundan kaynaklandığı hâllerde, zaman üzerine kararlaştırılan navlun işlemez.

(3) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde taşıtan geçici olarak boşaltmak hakkını ancak diğer taşıtanlar muvafakat ettikleri takdirde kullanabilir.”

Deniz yolu taşımalarında, salgının umulmayan hal olarak değerlendirilebileceği kuşkusuzdur. Bu noktada düzenlemeden de anlaşılacağı üzere gecikme nedeniyle fesih hakkı bulunmamaktadır. Elbette gecikme nedeniyle taşıma sözleşmesi artık katlanılamaz bir hal aldıysa fesih imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.

 SONUÇ

Taşımacılık sektöründe operasyonların planlandığı gibi yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Coronavirus (Covid-19) salgını nedeniyle gemilerin süresinde yüklenememesi, tahliye edilememesi hallerinde demuraj taleplerinin karşılanıp karşılanamayacağı sorularını da beraberinde getirmiştir. Demuraj talepleri yönünden de taşıma sözleşmelerinde özel klozlar eklenebilir. Salgın nedeniyle gemilerde, limanlarda kargolar ile ilgili gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve gemi adamlarının iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uluslararası konvansiyonlara uygun olarak işlerini yürütmelerini sağlamaları gerekmektedir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi BIMCO tarafından Ebola salgını döneminde çarter partiler için hazırlanan klozlar bu Coronavirus (Covid-19) döneminde de kullanılabilir. Taşımacılık hukuku kapsamında hukuki değerlendirme yapılırken her bir taşıma işini ayrı ayrı değerlendirmek gerektiği görüşündeyiz.

– Bu doküman Türkiye’de hukuk alanındaki gelişmeleri paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki bir görüş̧, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir. Özel sorular bakımından hukuki danışman görüşü alınmalıdır.

– © 2020 Ülken Hukuk Bürosu

 

 

PDF