GİRİŞ

Sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması, sözleşmeler kurulurken var olan şartların öngörülemeyen ve taraflara atfedilmeyecek bir şekilde değişmesi ile ifanın taraflardan biri için katlanılmaz bir hal alması durumunda dengenin tekrar sağlanması amacı ile başvurulan hukuki bir yoldur.

Değişen şartlar karşısında ifa yükümlülüğünü yerine getirmesi Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereği kendisinden beklenilmeyen taraf dengenin sağlanması için sözleşmenin uyarlanmasını, feshi ya da sözleşmeden dönmeyi talep edebilmektedir.

Kural olarak sözleşmelerde ahde vefa (sözleşmeye bağlılık) ilkesi geçerlidir. Yani taraflar sözleşme ile yüklendikleri edimleri sözleşmeye bağlı olarak ifa ederler. Ancak ahde vefa ilkesinin TMK 2. madde

“Herkes hakkını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”

düzenlemesi ile sınırlı olarak uygulanması hakkaniyet ve yasa gereğidir.

Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanabilmesi için yasal düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun  (“TBK”) 138. maddesinde yer almaktadır.

I. AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ

I.1.TBK’nın 138. Maddesine göre;

“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.”

 I.2. Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanabilmesi için TBK’nın 138. maddsinde sayılı koşulların tümünün gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu koşullar;

·         Öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenemeyen olağanüstü bir durum değişikliğinin sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkması

·         Uyarlama isteyen tarafın kusurunun bulunmaması

·         Tarafların yüklendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulmuş olması

·         Edimin henüz ifa edilmemiş veya ifanın aşırı derecede güçleşmesinden doğan hakların saklı tutularak ifa edilmiş olması

II.TARAFIN (BORÇLUNUN) HAKLARI

II.1.TBK m. 138’deki koşulların tümünün birlikte gerçekleşmesi şartı ile borçlu (her ne kadar kanunda borçlu olarak ifade edilmiş ise de menfaat dengesinin bozulmasından zarar gören her iki tarafın/alacaklının da talep edebileceğinin kabulü gerekmektedir.) sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme, sürekli edimli sözleşmelerde ise fesih hakkını kullanabilir.

II.2. Geçerli bir sözleşme olmalıdır. Ancak mevcut ve kurulmuş bir sözleşme uyarlanabilir. Esaslı unsurlarında anlaşma sağlanamamış ve/veya şekil şartlarına uyulmamış vb nedenlerle hukuken kurulmamış sayılan sözleşmelerde uyarlama yoluna gidilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde uyarlamanın kötüye kullanılmasına da hukuk düzeni izin vermeyecektir.

II.3. Hakim tarafların talebi ile bağlıdır. Bu nedenle sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını talep eden davacı taraf ayrıca bunun mümkün olmaması halinde sözleşmeden dönme yada fesih talep etmemiş ise hakim kendiliğinden fesih yada dönme kararı vermeyecektir. Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması talebi kabul görmediği takdirde hakim davayı reddedecektir. Red kararı ayrıca fesih veya dönme talepli dava açılmasına engel olmamaktadır.

III. UYARLAMA TALEBİNİN SONUÇLARI

III.1. Uyarlama: Her ne kadar hakim tarafın (borçlunun) talebi ile bağlı ise de uyarlama miktarı ve yöntemi hakim tarafından belirlenir. Hakim bunu yaparken taraflar arasındaki menfaat dengesine ve hakkaniyet ölçüsüne dikkat eder.

III.2. Sözleşmeden dönme: Henüz ifa edilmemiş sözleşmeler için söz konusu olacaktır. Bu durumda henüz ifa edilmemiş edimlerin yükümlülükleri ortadan kalkmakta, yerine getirilmiş edimler ise geri istenmektedir.

III.3. Sözleşmenin feshi: Fesih anına kadar yerine getirilen edimler fesihten etkilenmez ve bu edimlerin iadesi talep edilmez. Fesihten sonra ise borç ilişkisi ortadan kalkar ve talep edilemez.

III.4. Denkleştirme: Her sözleşme için söz konusu olmamakla birlikte sözleşmeden dönme yada fesih hallerinde tarafların sözleşmenin kurulduğu ve/veya kurulacağı inancı ile yapmış olduğu masraflara karşılık bir bedel hakim tarafından hakkaniyet ilkesi gereğince belirlenebilir. Bu tespit sırasında tarafların karşılıklı masrafları da dikkate alınmalıdır.

SONUÇ

Tüm dünyaya yayılan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘’pandemi’’ olarak nitelendirilen Covid-19 salgını ticari hayatı büyük ölçüde etkilemektedir. Salgının olumsuz etkilerinden korunmak için alınan önlemler ve yasal düzenlemeler sonucunda ticari hayatta yaşanan değişiklikler, yürürlükte olan sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmesini aşırı derecede güçleştirmekte veya tamamen imkansız kılmaktadır.

Covid-19 salgının ticari hayattaki etkisi nedeni ile bir çok sektörde bozulan dengelerin tekrar kurulabilmesi amacı ile çok sayıda ve değişik konularda sözleşmelerin değişen koşullara uyarlama davalarının açılacağını öngörmekteyiz.

– Bu doküman Türkiye’de hukuk alanındaki gelişmeleri paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki bir görüş̧, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir. Özel sorular bakımından hukuki danışman görüşü alınmalıdır.

– © 2020 Ülken Hukuk Bürosu

PDF